Nilgün Marmara’nın intihar mektubu.

Nilgün Marmara’nın intihar mektubu. 
“Sevgilim, sana böyle bir yük bırakmak istemezdim ama sen güçlüsün çabuk unutursun” diye başlayan mektup, “Seni hep sevdim Kağan.” diye bitiyor. Mektubu bitirdikten sonra yani 29 sene önce bugün, 29 yaşındaki bedenini 5.kattan aşağı bırakıyor ve ölüyor. Vasiyeti mi ?
“Benden sonra kuşlara iyi bakın.”

Annem ilkokul mezunuydu…

Annem ilkokul mezunuydu. Ama, çok iyi bir doktordu.- Başım ağrıyo yav…

– Saçın ıslak ıslak çıktın ondan.

– Başım dönüyo…

– E bi şey yemiyorsun, açlıktan.
Eczacıydı aynı zamanda…

– Gözüm morardı.

– Gel, patates basayım.

– Kepeklerim çoğaldı.

– Otur, zeytinyağı süreyim.

– Arpacık çıktı galiba.

– Yum, sarımsak değdireyim.
Hemşireydi…

– Öfff, terledim be.

– Dur, sırtına havlu sokayım.
Röntgen mütehassısıydı…

– Öhh-höööaa!

– İçme şu zıkkımı.
Bebekken, anestezi uzmanıydı…

– Dandini dandini dastaaana.
Ürologdu…

– Çişin niye sarı bakiiim?
Fizyoterapistti…

– Dizim ağrıyor.

– Benim de belim ağrıyor, geçer.
Diyetisyendi…

– Mis gibi türlü yaptım, sakın sokakta burger filan yiyip gelme, kola da içme!
Cildiyeciydi…

– Sırtımda sivilce çıktı.

– Çikolata yeme.
Laboranttı…

– Burnum akıyor.

– Ben şimdi sana bi ada çayı kaynatayım, rezene, bal, limon,

tarçınla zencefili de ılık ılık iç, uyu, uyan, sabaha bi şeyin kalmaz.
Psikiyatrdı…

– Nen var oğlum?

– Bi şeyim yok.

– Var var, canın sıkkın.

– Yav bırak, iyiyim.

– Yok yok, bilirim ben.

– Anne delirtme insanı!

– Bak gördün mü?

– Neyi gördüm mü?

– Sinirlerin bozuk senin.
Genetikçiydi…

– Babana çektin sen, o da sinirli, bütün kötü huylarını ondan almışın zaten.
Hastasıydım…

Hastaydım ona.

İyi bakın onlara…”
Anne – Yılmaz ÖZDİL

Ah Müjgan ah..!

“Semtimizin bir tanesiydi Müjgan.Saçları sırtına kadar sırma sırma dökülür,

Elleri ufacık, gözleri dört defa lacivertti.

Ve de her ne hikmetse, o da bana gönüllüydü.

Öyle bir sevdim ki Müjgan’ı,

Dünyamı şaşırdım, haddimi bilemedim.

Evleniriz gibi geldi bana.

Evimiz, yuvamız olur, ışığımız yanar, fakir soframız kurulur gibi geldi.

Sahil bahçesinde gazoz içerekten, gizli gizli mal-ü hülya kurardık.

Sonrada çarşılara giderdik.

Eşya beğenirdik, elden düşme.

Aynalı konsolumuz, topuzlu karyolamız bile olacaktı.

Müjgan’ın her an, her bir daim yanında olacaktım.

Ama olmadı.

Gitti..

Nereye mi ?

Paraya gitti abicim, paraya.”
Ah Müjgan Ah

CEM YILMAZ’IN YAPTIĞINI DUYDUNUZ MU ?

Arkadaşlar hepiniz hoşgeldiniz bugün size Cem Yılmazın 23. Uluslararası Adana film festivalindeki ilginç bir olayından bahsetmek istiyorum sizleri bekletmeden ben konuya gireyim.

Adana 23. Uluslararası film festivali dolayısıyla  gelen oyuncular HiltonSa’da kalıyorlardı bende Değerli abimiz Gazeteci,Muhabir Bonjour dergisi yazarı Burhan Akdağ daveti üzerine otelde bulunuyordum Yeşilçam’ın önemli isimleriyle Yavuz Karakaş, Murat Soydan, Yılmaz Terzioğlu, Nuri Alço, Tuğrul Meteer, Yusuf Sezgin gibi önemli ve değerli ustalarla tanışmış kaynaşmıştım öğle vaktiydi Yeşilçam’ın üstadlarından Yavuz Karakaş büyüğümle oturduğumuz sırada yemekler hazırlanmış karnımızda bihayli açıkmıştı masamıza gittik yemeklerimizi yediğimiz sırada bahçede oturmakta olan Cem Yılmaz içeri girdi o sırada Yavuz abiyi gördü ve gayet güler bi yüzle yanına gelerek efendim Merhabalar nasılsınız derken o sırada Yavuz abinin elini öpmek istedi tabi Yavuz abi elini hemen mütevazi bi tavırla geri çekti ve aralarındaki konuşma bitikten sora Yavuz abiye Efendim afiyet olsun diyerek bana döndü ve banada efendim afiyet olsun dedi ve gitti Yavuz abi bu durumdan bi hayli mutlu olmuş Cem Yılmaz’ın arkasından övgü dolu sözler söylemeye başlamıştı Yavuz Karakaş; işte bak görüyorsun değilmi adam gibi adam ben Cem’in bu güzel davranışını asla unutmam diyerek güzel hareketini takdir ediyordu ve bende Cem Yılmaz’ın o güzel hareketini taktir ettim. Stand up alanında bir numara olan bu güzel insan gerçektede çok iyi bir insan olduğunu daha iyi anladım herzaman yolun açık olsun güzel insan.

Arkadaşlar umarım beğenmişsinizdir yorumlarınızı be beğenilerinizi bekliyorum Hoşçakalın. Sevgiyle kalın… 🙂

BAŞARIDAKİ İLGİNÇ TALİHSİZLİK..?

Birgün yine dershaneden çıkmış lise yıllarında gittiğim bi cafeye gitmiştim oturduğum masanın hemen sağ tarafında o yıllarda birlikte gidip takıldığım sınıf arkadaşım ömeri gördüm biraz hoşbeş ettikten sora birlikte taş mekana geçtik İzmir’de  okuduğunu Adana’ya tatile ailesinin yanına geldiğini söyledi acıkmıştı sipariş vermeye gitti. O sırada etrafı izlerken duvara asılmış olan Tiyatro oyuncuları seçimleri başlamıştır! Yazılı afişi gördüm ve afişin fotoğrafını çektim eve gittiğim sırada hemen fotoğrafı açtım tabi olay 2014 senesinde oluyor o yıllardada Tiyatroya karşı küçüklükten beri ilgim var ama o sene çok fazla artmıştı sabah uyanıp tekrar dershaneye gittim ve elemelere katılacağımı Halime ve Özleme söyledim hep birlikte elemenin olcağı Kültür merkezine gittik ben Keşanlı Ali destanından Nuri tiradını aldım Halime ve Özlemde bizde katılmak istiyoruz diyip onlarda William Shakespeare’den Macbeth’i aldılar evlere gittik derken elemelere son gece gelmişti bile ben tiradı elemeye 2 gün kala aldığım için yarısına kadar ezberleyenilmiştim ve buda benim moralimi bozmuştu Halime’yi aradım ve vazgeçmek istediğimi söyledim oda Edip bu elemeye bizde senin için gittik ve senin için katılıyoruz senin başaracağındanda eminiz eğer sen yoksan bizde yokuz dedi ve kapattı. Elemenin olcağı yerde Yaşar Kemal kültür merkezinde buluştuk öğrendiğimize göre erkeklerden 100 kişi başvurmuştu ve ben hala tiradın yarısından biraz fazlasını ezberleyebilmiştim sıra bana geldi ve Ömer Edip! Diye çağırdılar sahneye çıktım ve benim karakter uzun yoldan gelmiş olduğu için nefes nefese içindedir koşarak gelmektedir, sahne arkasından ilk başta koşarak     geldiğimi belli etmek için ellemi masaya belli bi tempoda vurmaya başladım tak, tak, tak, derken ayaklara geçtiğim sırada tempoyu arttırarak sahneye atıldım başladım repliğe derken son kısmı unuttum ve son kısmı unuttuğumu söyledim ve bana peki Keşanlı Ali’nin yazarı kim sorusunu sorup cevapladıltan sora gönderdiler 1 saat oldu olmadı sonuçlar açıklandı erkeklerden 10 kızlardan 14 kişi seçilmişti ve benim adım yazmıyordu ama dikkatimi çeken birşey vardı erkeklerin içerisinde Elif Bozkurt yazıyordu şaşırdım gittim sormaya soramadan hayırlı olsun Edip! Seçildin dedikleri sırada düştü jeton adımı Edip yerine Elif yazmışlardı ve ben seçilmediğimi düşünerek gitcektim ama sormaya gittiğimde öğrendimki ilk 3’de girmişim ve anladımki BAŞARININ İÇİERİSİNDEDE TALİHSİZLİK olabiliyormuş ve iyiki yılmamışım yılmadım yılmayacağım taki sonuna kadar en iyisini başarana kadar. Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim bu benim ilk Bloğum umarım hoşunuza gitmiştir yorumlarınızı bekliyorum. Hoşçakalın Sevgiyle kalın… 🙂